İNTERNET ÜZERİNDEN KOLAY PARA KAZANMA YOLU
İlk okuduğumda bende "hadi canım olurmu öyle şey" demiştim.Ama şimdi üye oldum ve para kazanmaya da başladım.Bunun için yapmamız geren işlemleride kısaca anlatmak istedim burda.
1.ADIM: Paypal hesabınız yoksa paypala üye olunuz http://paypal.com
2.ADIM:Bize Para Sağlayacak Olan Reklam Sitesine Kayıt Olma...
Paypal hesabımıızı aldık şimdi para kazanmak için ne yapacağız derseniz burda dünyada büyük bir kitlenin kullandığı Bux.to İle para kazanacağız tabi önce Bu Siteden üyelik alacağız peki nerden alacağız üyeliğini tabiki BURDAN...
VeSağ Üstteki Tablardan Create A Free Acoounta Tıklayın...
Üyelik Bilgilerinizi Doldurup Kayıt Edin...
E-Mail Bölümüne Paypal E-Mail Adresinizi Yazmayı Unutmayın...
Ve Sonra Aşşağıda Üzerinde 4$ 6$ Ve Bazı Yazılar Olan
Linklere Tıklayın, Start Survey Butonuna Bastıktan Sonra
Click For Web Site 1
tıklayın bı tane web site acılcak siteyi gezin
Alttaki Boşluğa good yada bad yazın
web Site 2 İçinde Aynısını Yapın
ve 4$ hazır
Tüm Linklere Aynısını Yaptıktan Sonra....
27$ ınız Hazır Olacak 75$ olduğu zaman
Reedem Moneye Tıklayıp PayPal Hesabına Aktarın
ama yenı lınklerın gelmesı 1-2 hafta suruyo ama sabırla beklıyosunuz...
Dedim ya bende yeni kayıt oldum 27 $ şimdilik cepte ve yeni linklerin gelmesini bekliyorum.BENCE DENEMEYE DEĞER.Yapmamız gereken tek şey önce paypal'a ve awsurveys'e üye olup linklere tıklamak....
KOLAY GELSİN BOL KAZANÇLAR....
CEREN'İN İLK DENİZ MACERASI(çeşme seyahatimiz)
Bu hafta ablam yani Ceren'in Ayten teyzesi İstanbul'dan ziyaretimize geldi.Ablamın gelişi hepimizi çok sevindirdi özellikle de Ceren'i "Ayten teyzeeeeee" diye hiç peşinden ayrılmıyor.Ne de olsa tek teyzesi...
Daha önceki yazımda yeni taşındığımız evden bahsetmiştim, denize bu kadar yakınken onu uzaktan, balkondan seyretmek çok ağrımıza gitti.Biz de hazır ablam da burdayken Çeşme'ye gidelim dedik.Babamız çalıştığı için gelemedi tabi ,bizde üçümüz(ceren,ben ve kızımın Ayten teyzesi) çarşamba sabahı çıktık 2 günlük çeşme seyahatimize.
Ceren bebekliğinden beri çok sever banyo yapmayı,küvette ya da şişme havuzunda oynamayı.Bende bu yüzden denize de çabuk alışacağını düşünmüştüm hep... ama yanılmışım.
İlk gün hiç yaklaştıramadım denize ,hatta bırakın denizi kumsalda ayağına kum geldiğinde bile "pis oldu" diye hemen temizlettiriyordu.Bir süre sonra kuma alıştı ama onun için en güvenli yer yinede plaj sediriydi.O gün fazla zorlamadım denizden korkmasın diye.Sadece kumsalda kovasıyla oynadı.Ertesi gün kendisi daha yola çıkmadan "denize gidelim kumla oynuycam " demeye başladı.Ben epey umutlandım tabi en azından denizden korkmuyordu...
Biz yine sakin sakin kumsalda oynamaya başladık tabi en güvenli yerimizde denizden en uzak mesafe de duvarın dibinde
...Bir ara Ceren'den 7 ay büyük bir arkadaş geldi yan tarafımıza adı İrem.Ben daha da umutlandım kıskançlık var ya birazda...İrem bebekliğinden beri denize giriyor balık olmuş resmen.Annesi hemen kremledi taktı kolluklarını girdiler beraber denize girerken arkadaşı Ceren'i çağırmayı unutmadı tabi.Ceren deki kıskançlık bir anda cesarete dönüştü..."Kızım hadi gidip İremle oynayalım denizde" diyerek ikna ettik Ceren'i.Hemen kolluklarını geçirdik arkadaşının peşinden girdik denize.Henüz kucağımda götürüyorum ama daha ıslanmadı bile...Bir kaç dakika kadar İremle oynar gibi yaptı kucağımda ama dalga gelipte cereni ıslatınca herşey tuzla buz oldu,tekrar korkmaya başladı.Çok kısa süreliğine ayaklarını batırdım denize ama dalgayla beraber Ceren'in cesareti çoktan kaybolmuştu.Yine fazla zorlamak istemedim çıktık denizden.
BURASI CEREN'İN EN GÜVENLİ YERİ ,DENİZDEN EN UZAK MESAFE DUVAR DİBİ


İŞTE CEREN'İN EN KORKULU ANLARI...

BU DA AYTEN TEYZEMİZ (CANIM ABLAM)
Kısa da olsa Ceren'le ilk deniz maceramız böyle.Bir kaç hafta sonra babamızla tekrar gideceğiz.Ceren de birçok kız çocuğu gibi babasına fazla düşkün.Onunla beraber denize daha kolay alışacağını düşünüyorum umarım yanılmam...Herkese iyi tatiller....
GÜNEŞİN BATTIĞI YER( YENİ EVİMİZ )
Profilimi inceleyenler daha önce Manisa'da oturduğumu bilir şimdi İzmire taşındık.Aslında ne Manisalı ne de İzmirliyiz ama yaşam koşulları işte ,hayatın bizi hangi şartlarda nereye sürükleyeceğini önceden bilemiyoruz.Eskiden hep derdik ya ekmek aslanın ağzında diye şimdi gerçekten midesinde oraya ulaşmak için de epey çaba sarfetmek gerekiyor...
Epey zahmetli olsada nihayet taşındık ve yerleştik evimize.Abartısız söylüyorum tam anlamıyla güneşin battığı yerdeyiz...
Bir gün daha geçmekte
Ve hatta bitmekte,
Güneşin battığı yerdeyim
Bulutlar kızıla bürünmüş
Güneş ufukta
Saklanmaya çalışmakta
Gün batımındayım
Demlemişim sevdamı
Yudum yudum içiyorum(alıntıdır)

Akşam saatlerinde çayımı ve sigaramı alıp balkondan gün batımı seyretmek en büyük zevkim şimdi.İnsanın burda şair olası geliyor ama nerde bende o yetenek
.Şimdi şair ruhlu bir blog yazarı olsaydı bu yazıyı yazan okumak ne de keyifli olurdu ama.Üzgünüm size bu keyfi yaşatamıyorum...
Yeni yerleşim yerleri hep tepededir ya(çünkü aşağılarda yer kalmamıştır) taşındığımız evin manzarası bu yüzden de harika.Karşıda görünen yerde ege denizi ve adalar.(Bir rivayete göre yunan adaları bile görünüyor).
Yeni bir ev ,yeni beklentiler ve yeni umutlar demektir aslında.Yeni bir çevre, yeni bir hayat la beraber yeni bir güne merhaba demektir.Yenilerle ve güzelliklerle dolu bir hayat dileğiyle...
Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de...(alıntıdır)
bir bardak çay deyip geçmeyin...

Evet bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçegi gösterir, hayatımızdan bir kesittir.isterseniz başlayalım.
Çayın Alt Demliği
"KAYNANADIR"
Sürekli Kaynar Durur.
Hatta:
Dikkat edilmezse
TAŞABİLİR
Üst demlik
" GELİNDİR"
Alt demlik kaynadıkça
onunda
Hareketi artar.
Ama Zamanla da
Olgunlaşır ve Demlenir.......
"GELİNİN KOCASI
ise
Bardaktır.
Her iki Çaydanlıktanda da
Yeterince Nasibini Alır.
Biraz Kaynana Doldurur onu;
Birazda Gelin...
Bu nedenle de
Denge Unsurudur.
Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi
Bundandır.....
"ÇOCUKLAR"Çayın Şekeridir.
Tat verir.
Çok Şeker
Çayın Lezzetini Bozar.
Şekersiz Çaya alışanlara ise
Bir tanesi bile...
Fazla Gelir.....
"GÖRÜMCE"
ise
Çay kaşığıdır.
Arada Bir gelir;
Karıştırıp Gider....
"KAYINPEDERE GELİNCE"
oda
" Çay Tabağı"dır.
Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;
Bir Kenarda
Lök Gibi Oturur.
Sadece Dökülenleri Toplar
ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak;
Ara sıra boşaltılması gerekir,
Yoksa Taşıp
Herşeyi Berbat edebilir.
"ÇAY SÜZGECİ"
Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.
Delikler Büyük olursa !
Çayın Tadı Kaçar.
Suyu Isıtan
"ATEŞ" ise
HOŞGÖRÜDÜR.
O Olmadan
Çayda Olmaz.
KISACASI
Bir Bardak Çay
"AİLEDİR"
ve
Ağız Tadıyla içilen
Bir Bardak Çayın
Üstüne Yoktur..
HERKESE AFİYET OLSUN...
ANNE OLMAK
Dünyanın en zor ve en çok emek isteyen mesleği ANNELİK....ve bugün bizim günümüz...ANNELER GÜNÜ...peki sadece bugün mü???
Bakın anneler günü nasıl ortaya çıkmış;
"Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı.
Annelere armağan edilen bu özel gün Türkiye'de 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır.
Türkiye'de mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü olarak kutlanır. Bu evrensel günde, Dünyada milyonlarca anne, çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır."(alıntıdır)
Belki klişeleşmiş bir söz olacak ama anne olmayan gerçekten anlayamaz bu duyguları.bebeğimiz daha dünyaya gelmeden,henüz rahmimizdeyken biz çoktan anne olmuşuzdur bile...o günden itibaren ta ki gözlerimizi hayata kapayana dek biz anneyizdir ve hergün bizim günümüzdür,bir gün değildir anneliği kutsal kılan.Ve o günde getirilen pahalı hediyeler değildir anne sevgisi...bir demet çiçek,yanağa kondurulan bir öpücük,yüreğinden kopan sevgi sözleri bir annenin çocuğundan aldığı en güzel hediyedir.
sözü daha fazla uzatmadan bir öyküye bağlamak istiyorum anne sevgisini.
Kral süleyman döneminde geçiyor öykümüz.gecenin bir vaktinde aynı saatlerde iki kadın doğum yapıyor.kadınlardan birinin çocuğu ölüyor .çocuk sevgisiyle yanıp tutuşan bu kadın diğer kadın uyurken onun bebeğini kaçırıyor.uyandığında bebeğini göremeyen kadın durumun farkına varıyor ve hemen diğer kadının yanına gidiyor.çocuğunu istiyor ama kadın vermiyor.çocuğu kaçırılan kadın hemen Kral Süleyman'ın yanına gidiyor ve durumu anlatıyor.Kral süleyman da iki kadını karşısına alıp anlatmalarını istiyor.ikiside çocuğun kendisinin olduğunu söylüyor.
Kral süleyman çocuğu kucağına alıyor ve bir balta getirmelerini söylüyor."madem ikinizde kendisinin olduğunu söylüyor bende bu bebeği ikiye kesip yarısını birinize yarısınıda diğerinize vereceğim" diyor.
Baltayı eline alıp tam bebeği kesmek üzereyken bebeğin gerçek annesi ortaya atlayıp "durun kralım kesmeyin bebek benim değil" diyor ve Kral süleyman da gerçek annenin kim olduğunu anlıyor.

Anne olmak aynı zamanda dünyanın en fedakar insanı olmaktır.yanında yakınında olmasa bile her türlü özveriyi sunmaktır hemde hiç karşılık beklemeden.
Anne olmak sonuna kadar sevgini sunmaktır hemde yarının ne getireceğini bilmeden...
Anne olmak çocuklarıyla gülüp çocuklarıyla ağlamaktır hem de nedeninin ne olduğunu anlamadan...
Anne olmak anneliğin verdiği o kutsal duyguyu sonuna kadar ve hergün,her dakika,her saniye yaşamak ve yaşatmaktır....
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun...
HAYATIN ANLAMI


